Ulu Önderimiz Atatürk, Kulübümüz’ün kurulmasından büyük mutluluk duymuş ve kurtuluşu sağlayacak ilk gizli teşkilatlanmayı Beşiktaşlı sporculara vermiştir.
Mustafa Kemal Atatürk, Erkan-ı Harbiye’nin 3. sınıfına gelmişti. Bazen sabahlara kadar uyumuyor, hürriyet ve istibdadı düşünüyordu. Bu arada mektebini bitirdikten sonra kurmayı düşündüğü Vatan ve Hürriyet Cemiyeti yavaş yavaş kafasında şekilleniyor, mezun olacak arkadaşlarını bu doğrultuda hazırlıyordu. İşte tam bu günlerde bir haber aldı. Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü (1903) kurulmuştu. Subay ve Saray’a yakın kişilerden oluşan bu kuruluş, Mustafa Kemal’in ilgisini iyice çekti. Nasıl olmuştu da Yıldız Sarayı’na 100 metre mesafedeki Osman Paşa Konağı’nda gençler biraraya gelmiş; Saray hafiyelerinin gözlerinin önünde sportif faaliyetlerine girişmişlerdi? Mustafa Kemal’i o günlerde sportif çalışmalardan çok, Saray’a karşı oluşturdukları fikirler ilgilendiriyordu. Mustafa Kemal, kurucularının Zabit, yaptıkları sporların güreş, eskrim, gülle, aletli jimnastik, boks, halter, barfiks olmasından dolayı da Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü ile ilgilenmişti. Fakat O’nu daha çok ilgilendiren, bu gençlerin istibdadı yenerek biraraya gelmeleriydi. Atatürk’ün bu şekilde Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü’ne bağlılığı arttı.
Öyle ki, Mustafa Kemal Atatürk, katıldığı bir İttihati Terakki toplantısında şu tenkitlerde bulunuyordu: “Beşiktaş Osmanlı Terbiye-i Bedeniye kadar olamadınız. Programınız ve lideriniz yok.”
1914 ile 1920 yılları arasında Akaretler/Spor Caddesi'nde Beşiktaş Jimnastik Kulübü'ne komşu olan Atatürk, görevi gereği sık sık İstanbul dışına çıktığı günlerde, birlikte oturduğu annesiyle kız kardeşinin Siyah-Beyazlı sporcu ve idarecilere emanet ederdi. Taraftarlar arasında asker kökenli olmanın getirdiği sevgi ve saygıyla pekişen bağlılık, Ulu Önder'in kurtuluşu sağlayacak ilk gizli teşkilatlanmayı Beşiktaşlı sporculara verdiği belgelerle sabittir.
Atatürk’ün Akaretler Yokuşu üzerinde oturduğu 76 nolu binanın dış kapısı yanındaki Mermer Kitabe'de şu satırlar yer almaktadır: "Atatürk, 1.Dünya Savaşı'ndan düşmana karşı İstanbul'u koruyup kurtaran, Çanakkale Müdafihi Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal Paşa iken bu evde kiracı olarak kalmıştır."
Mustafa Kemal Atatürk; Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı görevine başlamadan önce 1916'nın ilk günlerinde Akaretler'deki evinin arka kapısından Beşiktaş Jimnastik Kulübü idman sahasına inmiş (şimdiki Plazalar'ın bulunduğu alan), Ahmet Fetgeri ile Fuat Balkan Beyler'i yanına çağırıp, kendileriyle şu konuşmayı yapmıştır: "Efendiler; sizlerin ve sporcularınızın ciddi çalışmalarını, çeviklik ve maharetlerini uzun zamandan beri büyük bir zevkle, dikkatle izliyorum. Spordan yoksun bir gençlik nasıl ki vatan müdafası sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekamül ederse etsin, bedeni ikişafı noksan ve yetersiz olursa o vücut o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz. Bugün bünyenizde toplayıp, ilmi metodlarla yetiştirmeye çalıştığınız bu gençler, tam anlamda bedenen ve fikren geliştikleri zaman vatan müdafaasında ilmi sahalarda olduğu gibi spor alanlarında da Avrupalı hasımlarına Türk'ün ölmez gücünü ispat edeceklerdir. Sizi candan kutlar, başarılarınızı her zaman duymak isterim." ******>
BEŞİKTAŞIMIZ’IN KURUCULARI
Ahmet Fetgeri (Aşeni), Mehmet Ali Fetgeri (Aşeni), Osman Paşazade Mehmet Şamil (Osmanoğlu), Hüseyin Bereket, Kadızade Nazım Nazif (Ander) ve 20’ye yakın genç Beşiktaş'ın ilk kurucularıdır. Kurucuların ortak özellikleri Kafkas kökenli olmalarıdır. Ahmet ve Mehmet Ali Fetgeri kardeşler, Gürcistan tahtına kadar yükselmiş, Batum civarından göç etmiş bir soydan gelmektedirler. Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket, Dağıstan aslanı Şeyh Şamil’in soyundan gelmektedirler.******>
BJK FUTBOL ŞEREF TABLOSU
OSMANLI DEVRİ
1919-1920 İST."TÜRK İDMAN BİRLİĞİ LİGİ" ŞAMP. 1920-1921 İST."TÜRK İDMAN BİRLİĞİ LİGİ" ŞAMP. 1921-1922 İST."PAZAR LİGİ" ŞAMPİYONU
Üst üste beş yıl İstanbul Şampiyonu olan tek Kulüp (1939-1943).
İstanbul Ligleri’nde en fazla gol atan takım (1 Sezonda 90 Gol, 8 Yılda 599 Gol)
Resmi Lig’de 18 maçta 18 galibiyet alan tek takım.
Resmi Ligler’de en fazla "namağlup şampiyon" olan takım (7 Kez).
Türkiye Ligi’nde "Namağlup Şampiyon" olan tek takım.
Türk Milli Takımı'nı temsil hakkı verilen tek takım.
Ambleminde AY-YILDIZ olan tek Kulüp.
En fazla Centilmenlik Kupası alan takım (19 Kez).
Genç Takımlar Futbol Ligi'nde en çok İstanbul ve Türkiye Şampiyonu olan Kulüp (30 Kez).
Eskrimde Balkan şampiyonu olan Kulüp.
"19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı" fikrini ortaya atıp uygulamasını ve kanunlaşmasını sağlayan Kulüp.
Grekoromen güreşi, öncelikle kulüplere, daha sonra da Türkiye'ye yayan Kulüp.
Atletizm, eskrim, boks, basketbol, güreş ve futbolda Türkiye şampiyonlukları olan Kulüp.
Sırıkla atlamayı Türkiye'ye getiren Kulüp (Ressam Namik İsmail).
Okullarda "Beden Terbiyesi" dersleri veren Kulüp.
Türkiye'nin en zengin tesislerine sahip Kulübü.
Türkiye'de her branşta "Spor Okulları" açan tek Kulüp.
Alt yapısından en çok yıldız yetiştiren Kulüp.
Üst üste 56 maç yenilmeyen tek kulüp "Yenilmez Armada".
Üst üste en fazla arka arkaya galip gelen takım (18 Kez).
İki senede sadece 1 yenilgi alan tek takım.
Resmi bir maçta 10 gol atan tek takım; 1989-90 sezonunda Beşiktaş-Adana Demirspor: 10-0 Ali Gültekin (4), Metin Tekin (3) ve Feyyaz Uçar (3).
Evinde 10 sene hiçbir Anadolu takımına yenilmeyen tek takım.
Lig tarihinde en uzun süre yenilmeyen ekip (48 maç) Beşiktaş, 1990-91 sezonunun 26. haftasında Gençlerbirliği'ne 2-0 yenildikten sonra, 1991-92 sezonunu yenilgisiz kapattı. Besiktaş tam 48 hafta sonra, 1992-93 sezonunun 13. haftasında Galatasaray'a 3-1 yenildi
Birinci futbol liginde üst üste en çok maç kazanma rekoru (1959-60 sezonu üst üste 13 maç).
Türkiye'de bütün kuruluşlar ISO 9001: 1994'e göre belgeli olmasına rağmen, Beşiktaş Jimnastik Kulübü ISO 9001: 2000 revizyonuna göre belgelendirilmiş ilk kuruluş. Beşiktaş Jimnastik Kulübü, sportif branşlar yönetimi ve spor tesisleri işletimi, marka ve amblemli ürün pazarlama ve satışı, basın, halk, üye ve taraftar iletişimi ile üyelik hizmetleri alanlarında ISO 9001: 2000 versiyonuyla Türkiye'de belgelendirilmiş ilk ve tek spor kulübü. <****** type=text/**********>******> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********> ******>
İLKLER
Ulu önder Atatürk'ün ilk ilgilendiği ve ziyaret ettiği Kulüp (1914).
İlk kurulan Spor Kulubü (1903)
ilk tescil edilen Spor Kulübü (1910).
İlk spor tesisi ve lokali kuran Kulüp (Akaretler-1909).
İlk resmi İstanbul Ligi şampiyonu (1924).
İlk eskirim şampiyonu Kulüp.
İlk atletizm şampiyonu Kulüp.
İlk güreş şampiyonu takım.
İlk voleybol şampiyonu takım.
İlk Başbakanlık Kupası.
İlk Federasyon Kupası.
20 takım arasında yapılan ilk Türkiye Ligi'nde şampiyonu.
Olimpiyatlara ilk defa bayan sporcu yollayan Kulüp (1936-Berlin).
Ülkemizde ilk defa sahnede spor gösterisi ve jimnastik hareketi düzenleyen Kulüp (1910 / Kadıköy Apollon Sineması).
İlk sualtı sporları yapan Kulüp.
İlk kıtalar arası seyahat yapan Kulüp (USA).
İlk boks şubesi kuran antrenörler yetiştiren Kulüp.
Türkiye'de dekatlon yarışları yapan ilk Kulüp.
İstanbul'da ilk defa uluslararası güreş turnuvası yöneten Kulüp (1910-1911).
İlk maraton müsabakasını kazanan sporcu "Maratoncu İbrahim".
İlk "Atış Poligonunu" kuran Kulüp.
Türkiye’de Engelli Şubesi olan ilk ve tek Spor Kulübü.
Dünya’da ve Türkiye’de çocuk dergisi çıkartan ilk ve tek Spor Kulübü.
Türkiye’de turizm şirketi kuran ilk ve tek Spor Kulübü.
Türkiye’de sigorta şirketi kuran ilk ve tek Spor Kulübü. ******>
ŞANLI TARİHİMİZ
KURULUŞ 1902 sonbaharında Beşiktaş Serencebey Mahallesi'nde, o zamanın Medine Muhafızı olan Osman Paşa'nın konağının bahçesinde, 22 kişilik genç grup, haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydı. Başta Osman Paşa'nın oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket ile mahellenin gençlerinden Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri, Nazımnazif, Cemil Feti ve Şevket Beyler’in aralarında bulunduğu gençlerin ilk ilgilendikleri spor branşları, özellikle barfiks, paralel, güreş, halter, aletli ve aletsiz jimnastikti. O sıralarda siyasi hareketler dolayısıyla her türlü toplanmadan ürkerek hafiyeler dolaştıran 2. Abdülhamit'in adamları Serencebey'deki bu toplanmaları haber alınca, spor yapan gençler bir baskınla karakola götürüldü. Bu sporcu gençlerin bir kısmının saray erkanına yakın olması, ayrıca o dönemlerde kötü gözle bakılan futbol oynamadıkları ve sadece beden hareketleri yaptıklarını belirtmeleriyle gergin durum yumuşadı. Hatta saray çevresinden Şeyhzade Abdülhalim bu sporcuları destekledi ve sık sık antrenmanları seyretmeye başladı. Ünlü boksör ve güreşçi Kenan Bey de antrenmanlara gelerek güreş ve boks hareketleri göstermeye başladı. 1903 Mart'ında ise özel bir izinle Bereket Jimnastik Kulübü kuruldu. 1908'de Meşrutiyet'in ilanıyla sportif hareketler biraz daha serbestlik kazandı. 31 Mart 1909'daki siyasi olaylardan sonra Edirne'de bulunan Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı, Hareket Ordusu ile İstanbul'a geldi. Siyasi olaylar yatıştıktan sonra iyi bir eskrim hocası olan Fuat Balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan Mazhar Kazancı, Serencebey'de jimnastik yapan gençleri bularak birlikte spor yapma fikrini kabul ettirdi. Fuat Balkan, Ihlamur'daki evinin altındaki yeri, kulüp merkezi yaptı ve Bereket Jimnastik Kulübü'nün adı Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi. Böylece jimnastik, güreş, boks, eskrim ve atletizmin ön planda tutulduğu güçlü bir spor kulübü meydana geldi. Fuat Bey'in arkadaşları Refik ve Şerafettin Beyler de iyi birer eskrimciydi.
Bu arada Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Bey'in teşvikiyle Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü, 13 Ocak 1910 tarihinde tescil edilen ilk Türk spor kulübü oldu. Semtin gençlerinin bu spor kulübüne ilgisi büyüdü ve spor yapan üyelerin sayısı bir anda 150'ye yükseldi. Kulübün merkezi de Ihlamur'dan Akaretler'de 49 numaralı binaya taşındı. Bir süre sonra bu bina da küçük gelince, yine Akaretler'de 84 numaralı binaya geçildi. Bu binanın arkasındaki bahçe de bir spor sahası haline getirildi.
RENKLERİMİZ VE İLK ROZETİMİZ
1906 Rozeti 1906 Rozeti arkası Yıllardır Beşiktaş’ın ilk renklerinin kırmızı-beyaz olduğu, Balkan Savaşı'nın kaybedilmesinin ardından siyah-beyaz olarak değiştirildiği söylenir. Beşiktaş tarihi ile ilgili bir çok kaynak böyle yazmaktadır. Ancak 100. yıl belgeselinin hazırlanması sırasında yapılan ayrıntılı araştırmalarda, kırmızı rengin kullanılmadığı, renklerimizin her zaman siyah-beyaz olduğu yönündeki belgeler ağırlık göstermiştir. Beşiktaş 100. Yıl Belgeseli yapımcısı Tuğrul Yenidoğan, yaptığı araştırmalar sonucunda bu tartışmalara noktayı koymuştur:
Osman Paşa Konağı’nda başlangıçta ferdi sporlar yapıldığından herhangi bir forma rengine gereksinim duyulmadı. Ancak sporcuların sayısı her geçen gün yeni katılımlarla artmaya devam edince, eğitimini Fransız mektebinde tamamlamış Mehmet Şamil Bey kurucular heyetini topladı. Okul günlerinde kullandığı, okulunun renklerini taşıyan rozeti yakasından çıkardı ve gösterdi: “Bizler de tıpkı bu rozet gibi bir rozet yaptırmalı ve Kulübümüz’de spora devam eden her azayı bu rozeti taşımaya mecbur tutmalıyız” dedi. Toplantıya katılanlar Mehmet Şamil Bey’in teklifini heyecanla kabul ettiler. Toplantının sonunda rozette yer alacak kulüp renkleri de kararlaştırıldı. Tabiatın bütünüyle birbirine zıt iki ana rengi kulüp renkleri olarak seçildi: Siyah ve Beyaz... Beşiktaş’ın ilk rozetinin yapıldığı tarih, Fransız mektebindeki rozetlerden esinlenerek miladi yıl olarak “1906” yazıldı. Üstte Arap harfleriyle “Beşiktaş” yazarken, sağda “J”, solda “K” harfleri yer aldı. Rozetin arka yüzünde “Konstantinopolis”te yapıldığı yazılıdır ve iç tarafında rozeti yapan ustanın mührü yer almaktadır. Rozetteki armada yer alan yıldızın 6 köşeli olduğu dikkat çekmektedir. 2. Meşrutiyet’e kadar (1908) bu 6 köşeli yıldız kullanılmıştır. Bu rozet, İskender Yakak tarafından Onursal Başkanımız Süleyman Seba’ya hediye edilmiştir
KARA KARTALLAR EFSANESİ
Son iki sezonun şampiyonu Beşiktaş, 1940-41 sezonuna gençleştirilmiş ve yenilenmiş kadrosuyla girer. Haftalar ilerledikçe puan farkını açan Beşiktaş, ligde liderliğini sürdürmektedir. Bitime 5 hafta kala rakip Süleymaniye’dir. 19 Ocak 1941 Pazar günü Semih Duransoy’un hakemliğini yaptığı Şeref Stadı’ndaki maça Beşiktaş şu kadro ile çıkar: Faruk, Yavuz, İbrahim, Rıfat, Halil, Hüseyin, Şakir, Hakkı, Şükrü, Şeref, Eşref. O sezon bütün maçlarda olduğu gibi, Takımımız yine muhteşem bir oyun ortaya koyar. Maçın ikinci yarısının ortalarıdır. Beşiktaş takımı farklı önde olmasına rağmen rakip kaleye bitmek tükenmek bilmeyen hücumlar gerçekleştirmektedir. İşte o sıralarda Beşiktaş’ın akın yönü olan Şeref Stadı’nın Atatürk panosu bulunan tarafındaki tribününden bir ses yükselir: “Haydi Kara Kartallar. Hücum edin Kara Kartallar”... Şeref Stadı’nı dolduran binlerce taraftar ve maçı takip eden gazeteciler, çınlayan sesle donup kalmıştır. Son derece isabetli bir benzetmedir o anda yapılan. O sezon rakiplerini ezip geçen Beşiktaşlı futbolcuları “Kara Kartal”dan, oynadıkları futbolu “Kara Kartal gibi hücum etmek”ten başka bir şekilde tarif etmek mümkün değildir. Tribünlerden gelen sesin sahibi Mehmet Galin isimli bir balıkçıdır.
Voleci Şeref lakabıyla maruf Şeref Görkey’in voleyle attığı 3 muhteşem gol ve kaptan Hakkı’nın, Şakir’in ve Şükrü’nün birer golüyle sahadan 6-0 galip ayrılırlar.
Bu maçın ardından, Beşiktaş’ın sembolü “Kara Kartallar” olmuştur
BEŞİKTAŞ VE FUTBOL
Kulübün faaliyetlerini hızlandırdığı ilk dönemde futbol gölgede kalmışsa da, 1910’ların sonundan itibaren kulüpteki atlet ve jimnastikçiler futbola daha fazla ilgi duyup, kendi aralarında maçlar yapmaya başladılar. O yıllarda gençliğin ilgisi futbola kaymak üzereydi ve Beşiktaş Kulübü’nün az ilerisinde Valideçeşme ve Basiret gibi iki güçlü futbol takımı kurulmuştu. 1911 Ağustos’unda Valideçeşme futbol takımının başkanı ve kurucusu olan Ahmet Şerafettin Bey (Şeref Bey) futbolcularıyla Beşiktaş Kulübü’ne katıldı. Beşiktaşlı gençlerin kurduğu futbol takımlarını tek bir çatı altında toplamayı amaç edinen Şeref Bey’in girişimleri sonucu, Basiret Kulübü de Beşiktaş’a katıldı. Bu şekilde Futbol Şubesi, resmi olarak Kulüp’te faaliyete başladı.
Resul, Rıdvan, Behzat, Doktor Sabri, Şair Kazım, Sadi (Baltalimanı), Doktor Mehmet, Asım, Şeref, Doktor Ali ve Fahri’den oluşan ilk futbol takımının malzemelerinin masraflarını da İpekçi İhsan isimli bir sporsever karşıladı. Birinci takımın yanı sıra ikinci, üçüncü, dördüncü takımlarını da kuran futbol şubesi, Kulübümüz’ün Akaretler’deki bahçesinde futbol idmanlarını hızlandırdı. Böylece futbol Beşiktaş’ta bir anda 1 numaralı spor olmaya başladı. Ancak Balkan Savaşı’nın ardından Dünya Savaşı’nın da başlamasıyla Beşiktaş’ın sporcuları cephelere koştu ve spor faaliyetleri yok denecek duruma geldi.
SAVAŞ YILLARI
Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle sağ kalan sporcular semte ve Kulübe dönmeye başladı. Futbol Şubesi'nin kurucusu Şeref Bey de Romanya cephesinden geri döndü. İstanbul'da düşman işgalinin olduğu yıllarda çeşitli sıkıntılar çekildi. Daha önce bir kilisenin binasına taşınan kulüp malzemelerinin bir kısmı Rumlar'ın elinde yağma olmaktan kurtarılıp, Akaretler'de başka bir binaya nakledildi. Bir taraftan düşmanla yapılan Milli Mücadele'ye yardım edildi. Diğer taraftan da futbol takımı Şeref Bey tarafından tekrar güçlü hale getirildi.
(Fotoğraf: Fuat Balkan (uzun boylu) ve büyük kardeşi Fethi Balkan Paşa askeri üniforma ile...)
YENİ LİG’İN KURULUŞU
O tarihlerde cuma günleri oynanan İstanbul Ligi'nde Fenerbahçe, Galatasaray, Altınordu, Süleymaniye, İdman Yurdu gibi takımlar bulunuyordu. Beşiktaş 1920'lerin öncesinde iki ezeli rakibiyle karşılaşmamışsa da Süleymaniye ve İdman Yurdu'nu mağlup etmiş bir takımdı. 1919'da Beşiktaş ve diğer kulüplerin lige katılma isteği Lig Tertip Komitesi tarafından uzun bir süre bekletildikten sonra kabul edilmedi. Pazar günleri de azınlık takımları Pera, Araks, Maccabi, Stella, Strugglers'in yer aldığı Pazar Ligi maçları oynanıyordu. Şeref Bey, Beşiktaş gibi cuma ligine alınmak istemeyen takımların idarecileriyle Türk İdman Birliği Ligi adı altında bir lig kurdu. Çekilen kurada 10 takım A Grubu'nda Beşiktaş, Hilal, Kumkapı, Altınörs ve Türkgücü, B Grubu'nda da Darüşşafaka, Vefa, Üsküdar, Beylerbeyi ve Haliç şeklinde yer aldı. <****** type=text/**********>******> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********> ******>
İLK YILDA İLK ŞAMPİYONLUK
Grubunda bütün maçlarını kazanan Beşiktaş, finalde diğer grubun birincisi Darüşşafaka ile karşı karşıya geldi. 23 Temmuz 1920'de oynanan bu maçı Siyah-Beyazlı takımımız, 2-1 kazanarak tarihimizdeki ilk şampiyonluğumuzu elde etti. <****** type=text/**********>******> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********> ******>
Son dönemde Beşiktaş tribünlerinde boy gösteren Ladies of Beşiktaş grubu üyeleri açıklamalarda bulundu.
16.02.2007
Maçlara rahat girebildikleri için mutlu olduklarını söyleyen Ladies of Beşiktaş’ın kurucu üyesi Özge Köşk, “İlk zamanlar bazı tepkilerle karşılaşmıştık. Ancak insanlar artık bize alıştı. Beşiktaş’ı desteklemek isteyen bayanlar bizi görünce cesaretleniyor ve ekibimize katılıyor” ifadesini kullandı.
Ligde üç maçlık zorlu viraja girecek olan Beşiktaş’ın ilk rakibi Konyaspor... Kara Kartal’da yönetim devreye girdi, futbolculara, ‘Kazanın, özel primi kapın’ mesajı gönderildi.
16.02.2007
Saat 20.00’de Sezonun ikinci yarısına fırtına gibi başlayan Beşiktaş zorlu virajda... Lider Fenerbahçe’nin 5 puan gerisinde bulunan Siyah-Beyazlılar, zirve iddiasını sürdürebilmek için üst üste oynayacağı Konyaspor, Trabzonspor ve Galatasaray karşılaşmalarından 9 puan çıkarmayı amaçlıyor. Bugün başlayacak 3 maçlık serinin ilk ayağı Konya Atatürk Stadı’nda sahnelenecek. Saat 20.00’de oynanacak müsabakada hakem Tolga Özkalfa düdük çalacak.
3 eksik var Siyah-Beyazlılar’da cezalı futbolcu bulunmazken, sakat Kleberson, Ali Güneş ve Fahri Tatan, Konya’ya götürülmedi. Yeşil-Siyahlılar’da ise geçen hafta kırmızı kart gören Eren Şen’in yanı sıra sakat olan Batista forma giyemeyecek. Beşiktaş Teknik Direktörü Jean Tigana, Konyaspor müsabakasında en çok Ricardinho’ya güveniyor. Tüm topların Sambacı’yla buluşturulmasını isteyen Fransız çalıştırıcı, futbolcularına 3 puan almak zorunda olduklarını hatırlattı. Orhan YILDIRIM
Konyaspor Özden M.Abdullah Ömer El Saka Da Silva Erman Özgür Mustafa Erman Ergin Neca Tayfun Volkan
Beşiktaş Runje İbrahim T. Gökhan Zan Baki İbrahim Ü. Delgado Koray Serdar Ricardinho Bobo Nobre
Stat: Konya Atatürk Saat: 20.00 Yayın: Lig Tv Hakem: Tolga Özkalfa
Ceza sınırındakiler: Özden, El Saka, Erman Ergin, Mustafa Er, Erkan Sekman, Eder (Konyaspor)
Hakan Şükür’ün adı Pele ve Beckenbauer gibi futbol efsaneleriyle yan yana anılacak. Ünlü golcünün sağ ayağının heykeli Köln Spor Akademisi’ndeki spor müzesinde sergilenecek.
TÜRK futbolunun gelmiş geçmiş en büyük golcüsü olan Hakan Şükür, ölümsüzleşiyor. Kral’ın adı bundan böyle Pele ve Franz Beckenbauer gibi futbol efsaneleriyle yan yana anılacak. Almanya’daki Köln Spor Akademisi’nde yer alan spor müzesinde, Hakan Şükür’ün sağ ayağının bronzdan yapılmış bir heykeli sergilenecek.
Köln Spor Akademisi’nin Türk yetkilisi Gürses Hasancık, önceki gün Galatasaray’ın kamp yaptığı Antalya’ya gelerek Hakan Şükür ile bir görüşme yaptı. Akademi bünyesindeki spor müzesini anlatan Hasancık, Kral’a, "Sizin ayağınızın da heykelini yapıp orada sergilemek istiyoruz" dedi. Hakan ise teklifi büyük bir memnuniyetle kabul etti. Gürses Hasancık daha sonra milli futbolcunun heykel için gereken ayak kalıbını aldırdı. Heykelin kısa süre içinde tamamlanarak, Hakan Şükür’ün de katılacağı bir törenle Köln Spor Akademisi Spor Müzesi’nde sergileneceği belirtildi.
Bu onura layık görülen ilk Türk futbolcu olan Hakan, büyük mutluluk duyduğunu belirterek, "Bu olay beni çok gururlandırdı. Pele ve Beckenbauer gibi isimlerin arasına girmek, hem benim hem de ülkem için büyük bir sevinç kaynağıdır" dedi.
Hakan’ın kazandığı şampiyonluklar
1 UEFA Kupası, 7 Türkiye Birinci Ligi Şampiyonluğu, 5 Türkiye Kupası, 3 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 1 İtalya Kupası (Parma), Türk Milli Takımı ile Dünya Kupası Üçüncülüğü...
BİREYSEL BAŞARILARI
1999 Türkiye Ligi Gol Kralı (19 gol)
1998 Türkiye Ligi Gol Kralı (32 gol)
1997 FIFA Dünyanın
En İyi Golcüsü Ödülü
1997 Bronz Ayakkabı
1997 Türkiye Ligi Gol Kralı (38 gol)
Milli takımda en çok gol atan futbolcu (50 gol)
Türkiye liglerinde en çok gol atan 2. futbolcu (236)
Avrupa kupalarında en çok gol atan Türk futbolcu (37 gol)
2 kez Dünya Karması’na çağrılan tek Türk futbolcu
Yurt dışında en çok gol atan Türk futbolcu (11 gol)
UEFA Kupası’nda ilk Türk gol kralı (1999-2000, 10 gol)
Beşiktaş'ın künyesi Adı: Beşiktaş Jimnastik Kulübü Kuruluşu: 1903 Kurucuları: Ahmet Fetgeri (Aşeni), Mehmet Ali Fetgeri (Aşeni), Osman Paşazade Mehmet Şamil (Osmanoğlu), Hüseyin Bereket, Kadızade Nazım Nazif (Ander) ve 20'ye yakın Kafkas kökenli gençlerdir. Fetgeri kardeşler Gürcistan tahtına kadar yükselmiş Batum civarından göç etmiş bir ailedir. Kurulduğu Yer: Serencebey Mahallesi (Beşiktaş) Renkleri: Renklerin kırmızı-beyaz olduğu, Balkan Savaşı'ndan sonra kırmızının yerine siyahın konduğu belirtilir. Bazı tarihçilere göre ise kuruluşundan bu yana renkler siyah-beyazdır. İlk Başkan: Mehmet Şamil Bey Futbol şubesinin kuruluşu: Ağustos 1911.
KARA KARTAL NASIL DOĞDU? 1940-41 sezonunda rakip Süleymaniye'dir. Beşiktaş farklı önde olmasına rağmen rakibini ablukaya alır. Şeref Stadı'nda tribünden ikinci yarının ortalarında bir ses yükselir: "Haydi kara kartallar." Sesin sahibi Mehmet Galin isminde bir balıkçıdır. Öyle ya böyle hiç bitmeyen ataklar ancak kartallar benzetmesiyle tanımlanır. Beşiktaş maçı 6-0 kazanır, o günden sonra kara kartallar siyah-beyazlı takımın lakabı olarak kalır.
YOK BÖYLE BİR LİSTE * En fazla resmi İstanbul Lig şampiyonu. (15 kez)
* Üst üste en fazla İstanbul Şampiyonu tek kulüp. (5 yıl, 1939-43)
* İstanbul Liglerinde en fazla gol atan takım. (1 sezonda 90, 8 yılda 599 gol)
* Resmi liglerde en fazla namağlup şampiyon olan takım. (7 kez)
* Sırıkla atlamayı Türkiye'ye getiren kulüp. (Ressam Namık İsmail).
* Türkiye Ligi'nde namağlup şampiyon olan tek takım.
* Türk Milli Takımı'nı temsil hakkı verilen ilk ve tek takım.
* "19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı" fikrini ortaya atan ve uygulanmasını ve kanunlaşmasını sağlayan kulüp.
* Evinde 10 sene hiçbir Anadolu takımına yenilmeyen tek kulüp.
* Lig tarihinde en uzun süre yenilmeyen takım. (48 maç)
İLKLERİN KULÜBÜ * Ulu önder Atatürk'ün ilk ilgilendiği, ilk ziyaret ettiği takım. (1914)
* İlk kurulan spor kulübü. (1903)
* İlk resmi İstanbul Ligi şampiyonu. (1924)
* Olimpiyatlara ilk defa bayan sporcu yollayan takım. (1936-Berlin) * İlk sualtı sporları yapan kulüp.
* Ülkemizde ilk defa sahnede spor gösterisi ve jimnastik gösterisi düzenleyen kulüp. (1910 / Kadıköy Apollon Sineması)
* Türkiye'de engelli şubesi olan ilk ve tek spor kulübü.
* Türkiye Süper Kupası'nı kazanan ilk takım.
MUHTEŞEM SÜLEYMAN Beşiktaş, 1903-1908 arasında başkanlık yapan Mehmet Şamil'den sonra bir çok seçim gördü. 1984-2000 arasında kesintisiz 16 yıl başkanlık yapan Süleyman Seba ise kırılamayacak bir rekora imza attı. Beşiktaş'ta futbol oynayan, İnönü Stadı'ndaki ilk golü atan Seba, 16 yılda 5 şampiyonluk yaşadı.
UNUTULMAZ YABANCI OYUNCULAR Arnavutoviç Paunoviç Kuzman Şekerbegoviç Les Ferdinand Fani Madida Daniel Amokachi Stephan Kuntz Pascal Nouma
KAZANDIĞI KUPALAR SÜPER LİG 12 TÜRKİYE KUPASI 6 CUM.BAŞ. 7 BAŞBAKANLIK 6 TSYD 12 ATATÜRK 1 SÜPER KUPA 1 METİN, ALİ, FEYYAZ FİLELERE YAZ Hakkı Yeten, Şeref Görkey, Şükrü Gülesin, Nazmi Bilge, Ali İhsan Karayiğit, Recep Adanır, Sabri Dino, Sanlı Sarıalioğlu, Vedat Okyar, Yusuf Tunaoğlu, Necdet Ergün, Rıza Çalımbay, Mehmet Özdilek ve Sergen Yalçın unutulmaz yerli oyunculardan bazılarıdır. Metin, Ali, Feyyaz üçlüsü ise bir döneme imza atan müthiş oyuncular olarak tarihe geçmişlerdir.
Türkiye'nin Takımı Armadaki ilk beyaz çubuk biri (1), üç siyah çubuk üçü (3), ikinci beyaz çubuk ikinci biri (1) ifade etmektedir. Armanın tümü dokuz parçadan oluşmaktadır. Bu rakamlar yan yana geldiğinde Beşiktaş'ın Hicri takvimdeki kuruluş yılı (1319) ortaya çıkar. Bu rakamın Rumi takvimdeki karşılığı ise 1903'tür.
Ambleminde Türk bayrağı olan ilk ve tek kulüptür. Beşiktaş, Yunan Milli Takımı ile yaptığı maçta Türk Milli Takımı'nı temsil ettiği için bu hakkı kazanmıştır. Başka hiçbir takımın ambleminde ay-yıldız kullanma hakkı yoktur. KRALLAR GÜVEN ÖNÜT VE FEYYAZ UÇAR Kartal tarihinde iki gol kralı çıkardı. 1963-64 sezonunda Güven Önüt 30 maçta 19 golle, 1989-90 sezonunda ise Feyyaz Uçar 34 maçta 28 golle tacı taktı.
Beşiktaş'a bu lakap kara bir günde takıldı. Bir gün önce takıma hayatını adayan Şeref Beyi kaybeden Beşiktaş Fenerbahçe ile çok önemli hayati bir maça çıkıyordu. Beraberlik ya da yenilgi ile şampiyonluğa veda edecekti. İşte böyle bir günde 90 dakika rakip kaleye müthiş akınlar yaptılar. Tribünlerdeki seyircilerin 'Kartallar gibi saldırıyorlar. Herbiri birer kartal!' benzetmesi ile o günden beri Kara Kartal lakabını taşır Beşiktaş.. O gün golsüzlük bozulmamış, şampiyonluğa veda edilmişti, ancak kalıcı olan birşey vardı. O da Kara Kartal'dı.
Kulüp Arması ve Anlamı Beşiktaş'ın kulüp arması kuruluş tarihini simgelemektedir. Armadaki ilk beyaz çubuk biri (1), üç siyah çubuk üçü (3), ikinci beyaz çubuk da ikinci biri (1) ifade etmektedir. Armanın tümü dokuz parçadan oluşmaktadır ki bu dört rakam yan yana geldiği zaman Hicri takvimdeki 1319'u meydana getirir. Bu rakamın Rumi yıl karşılığı ise Beşiktaş Kulübü'nün kuruluş yılı olan 1903'dür.
Amblem'deki Türk Bayrağı ise Turkiye Futbol Federasyonu'nun hediyesidir.
Beşiktaş Türk Bayrağını kullanma hakkını Yunan Milli Takımıyla oynanan bir maçta Türk Milli Takımını temsil ettiği için almıştır. Başka hiçbir Türk Kulübünün böyle bir hakkı yoktur.
Balkan savaşından Osmanlı imparatorluğu yenik çıkmıştı. Koskoca Balkan toprakları artık yoktu. Ülkede bu durum büyük üzüntü yarattı. Özellikle gençler savaşın sonucunu uzun süre kabullenemediler. Bu ortamda, adı daha sonra Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirilen kulübün üyeleri Balkan savaşlarında verilen kayıpların anısına renkleri içinde bulunan kırmızıyı siyaha çevirmeye ve Balkan toprakları geri alınıncaya kadar spor alanlarında siyah-beyaz renklerle mücadele vermeye karar verirler.
Ama ondan sonraki yıllarda Balkan toprakları geri alınamadığından Beşiktaş'ın renkleri kırmızı-beyaz'a döndürülmeden siyah-beyaz olarak kalır.
Aşk mıydı? Hayır kesinlikle değil. Peki ya tutku olabilir mi? Bu soruları kendime sorduğumda tanıdım kendimi. Yazmaya ilk başladığım an anlamalıydım aslında bunun bir tutku olduğunu. Yazmanın tutkusu tanıştırdı beni benimle. Önce harfler tanıştı sonra kelimeler,cümleler kıskandı uzadıkça uzadı,şiirleri getirdi yanında arkadaş. Şimdi görüyorum harflerin,kelimelerin,cümlelerin kahramanları benlerim. . .