...:::GooD By My LoVeR GooD By My FRiEnD YoU HaVe BeeN ThE oNe FoR Me:::...

asil sevdam

Cumartesi, Mayıs 19, 2007 - 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu ols

Kategori: sanat

 

19 MAYIS GENÇLİK MARŞI
Bir şerefli milletin şanlı çocuklarıyız.
Kalplerimiz, nabzımız, vatan diyerek atar.
Ayrılmadan yürürüz, aynı yolda erkek, kız.
Ruhumuzda ateş var, göğsümüzde iman var...
Vücudumuz yay gibi, bacaklarımız çevik,
Kalplerde cumhuriyet, başımızdadır bayrak,
Bir emanet taşırız, Ata'mıza söz verdik.
Kuvvetimizi, gücümüzü, kanımızdadır kaynak...
Bilgi ile sporu, yürütürüz atbaşı,
Çalışkanlık, çeviklik atalardan mirastır.
Türk olmanın amacı kazanmaktır savaşı...
Bize ülkü yaraşır, bize hamle yaraşır.
19 Mayıs bizim en kutsal bayramımız.
Tarihlerde var mıdır, böyle bir günün eşi ?
Bu pınardan içiyor, alıyoruz kuvvet, hız,
Bu ocaktan yakıyor bütün gençlik ateşi...

İ. Hakkı TALAS

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

Çarşamba, Ocak 31, 2007 - Çanakkale Ruhu

Kategori: sanat

 

Çanakkale Ruhu

 

 

1. Dünya Savaşı'nda İngiltere ve Fransa'nın Çanakkale Boğazı'nı ele geçirebilmek için Osmanlı İmparatorluğu'na karşı açtıkları savaşlar, yani Çanakkale Savaşları hen Türk hem de dünya tarihinde önemli yer tutar. Çanakkale, dünyanın en kanlı savaşlarından, en şanlı zaferlerinden biri olarak kabul edilir.

M.Ö. 480'de Pers kralının Yunanlılar'a karşı açtığı savaşta da, Büyük İskender'in Asya'yı fethetme girişiminde de, İngiliz ve Fransızların Osmanlı'ya karşı başlattıkları bu savaşta da görüldüğü gibi boğazlar tarihin her döneminde önemli rol oynamıştır.


İşte 1. Dünya Savaşı'nda da müttefikleri Rusya'ya yardım götürmek isteyen İngiltere ve Fransa, bu yardımı karşı cephede yer alan Almanya dolayısıyla karadan götürememişler, bu sebeple boğazı ele geçirerek yardımı deniz yoluyla götürmek istemişlerdir. Boğaz aşıldığı takdirde İstanbul Boğazı da kolaylıkla ele geçirilecek ve Osmanlı savaş dışı bırakılmış olacaktı.

19 Şubat 1915'te 40 gemiden oluşan İngiliz-Fransız filosu saldırıya geçti ve Türk topçuları tarafından boğazın iki yakasından açılan şiddetli ataş ile geri püskürtüldü.


25 Şubat'ta İngiliz-Fransız kuvvetleri ikinci bir saldırıda bulunsalar da başarılı olamadılar. Böylece yeni bir harekat için geri çekildiler. Bu sırada Türk orduları da boğazın her iki yakasındaki savunma güçlerini artırdı.

...ve saldırı 18 Mart'ta başladı. İngiliz ve Fransız kuvvetleri daha ilk günden yenilgi aldılar. Nusret Mayın Gemisi'nin döktüğü mayınlar yüzünden dört zırhlılarını kaybeden İngiltere ve Fransa boğazı kara yoluyla geçebilmek amacıyla 25 Nisan'da Gelibolu yarımadasında Seddülbahir ve Arıburnu'na asker çıkardılar. Conkbayırı'na doğru ilerleyen birlikleri Mustafa Kemal komutasındaki19.tümen geri püskürtü.

9 Ağustos'ta yeni bir planla saldıran düşman kuvvetleri o sıralar Anafartalar Grubu Komutanlığı'na atanan M.Kemal tarafından bir kez daha yenilgiye uğratıldı. 20 Ağustos'taki ikinci saldırılarında da başarılı olamayan İngiliz-Fransız kuvvetleri Çanakkale'yi karadan da geçemeyeceklerini anlayınca Kasım 1915'te çekildiler.

Savaşlar sonucunda boğazın geçilemeyeceği anlaşıldı. Rusya'ya beklediği yardım ulaştırılamayınca ülkede 1917'deki Şubat ve Ekim devrimlerine zemin hazırlanmış oldu.

Trablusgarp ve Balkan Savaşları'nda kuvvetlerimiz oldukça yıprandığı için Çanakkale Savaşları büyük ölçüde insan gücüyle gerçekleşti.

Osmanlı İmparatorluğu, iki Avusturya bataryası ve Türk subaylarla birlikte görev yapan Alman subaylar dışında müttefiklerinden hiçbir destek görmedi. Tüm bunlara rağmen, Osmanlı devleti bu savaşta tüm dünyaya ölmediğini, hala sanıldığından daha güçlü olduğunu ve zor şartlar altında da olsa mücadeleye devam edeceğini kanıtlamış oldu.

Türklerden 250.000, İngilizlerden 200.000 ve Fransızlardan 50.000 kişi bu savaşlarda ya öldü, ya da yaralandı.

Sizlere kısaca, kaba hatlarıyla Çanakkale tarihini hatırlatmak istedim. Yarın yine her yıl olduğu gibi okullarımızda çocuklarımıza ve gençlerimize gururla Çanakkale destanımızı anlatacağız, onların geçmişlerinde olan bitenden haberdar gençler olarak yetişmeleri için anma programlarıyla onları bilgilendirecek, şehitlerimiz huzurunda bir dakikalık saygı duruşunda durmalarını isteyeceğiz. Çeşitli törenlerle yine şanlı zaferimizle övünecek, "günün anlam ve önemi" hakkında konuşmalar yapacağız.

Fakat büyük ihtimalle ertesi gün bunlardan eser kalmayacak hayatımızda.. Evet, tarihte olup biten herşeyi bize bir soran olursa takır takır anlatacağız. Şu tarihte bu savaş, şu tarihte şu kadar şehit... İşte şu tarihte dünya devletleri salırıyorlar toprağımıza, şu tarihte şu antlaşmanın şu maddesiyle halkımızı ölüme mahkum ediyorlar aslında.. Evet, evet, şu tarihte Samsun'a çıkıyor Mustafa Kemal... Şu genelgeleri yayınlıyor, şu kongreler düzenleniyor, Atatürk şu maddelerden söz ediliyor Sivas'a, Erzurum'da... Bir milletin tarihini bilmesi pek önemlidir ya, biz de bu yüzden öğreneceğiz tüm bunları. Okulda yazılılarda, ÖSS'de vs.

Gelin soralım kendimize tarihimizi belki öğreniyoruz ama öğrendiğimiz o kadarı ne kadar yaşayabiliyor, ne kadar duyumsayabiliyoruz? Konuşmalarda, yazılarda hep söz ettiğimiz bir Çanakkale ruhu var. Biz o ruhu, o milli mücadele ruhunu, kalkınma, ileriye atılma, ülkemiz için yararlı bir şeyler yapma ruhunu ne kadar kavrayabiliyoruz?

Hadi el ele, kafa kafaya verip ülkemize bir bakalım ve çıplak gözle görmeye çalışalım etrafımızda olup bitenleri. Kişisel çatışmalarımızı, gizli çıkar hesaplarımızı, hırs dolu ve bir o kadar da kirli mücadelelerimizi bir kenara bırakıp kendimizi değil, ülkemizi bir düşünelim şimdi. Sürekli olarak sudan sebepler, suni gündemlerle gizlenmekte olanların altında yatan asıl sebeplere bir göz atalım...ve bir kez daha bakalım o dünyaya gerektiği zaman yeterince tanıtamadığımız tarihimize.. Tarihin ışığında, şu anda atılmakta olan adımların, oynanmakta olan oyunların aslında çok tanıdık senaryolar olduğunu göreceğiz. Birileri bu oyunları bol sayıda figüranla sahneye koyup oynamaya başlamışken, oyunun aslında nereye varacağını tarih kulağımıza fısıldıyor. Hızlı ve doğru kararlar vermeliyiz ve attığımız her adımı geleceği düşünerek atmalıyız.

Gelelim kalınma, ilerleme, gelişme açısından ülkemize... Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitim öğretim yılının ilk döneminin sonlarına doğru yaptığı deneme sınavlarından pek de tatmin edici bir sonuç elde edebildiğimiz söylenemez. Yurt genelinde bir çok ilköğretim okulu ve lisede verilen eğitimin kalitesinin oldukça düşük olduğu serildi gözler önüne. Liselerde okutulan bir çok ders kitabı bile akıl almaz imla hatalarıyla dolu. Lise sona gelen ya da liseyi bitiren gençlerimizin ÖSS'yi kazanabilmek için dershanelere gitmek zorunda kalması da bana göre eğitim sistemimizin verimsizliğinin en bariz örneği...

Bir toplumun gelişip kalkınabilmesi için olmazsa olmazların başında eğitim gelir. Eğitim bilimin her dalındaki başarıları da beraberinde getirir. Bizler öncelikle yeterli eğitimi veremiyoruz çocuklarımıza.. Çocuklarımızın içinden bir kaçı da spor, bilim, tıp, sanat gibi bir dalda adımızı dünyaya duyuracak seviyeye gelse bile onlara olması gerektiği gibi sahip çıkmayı bile başaramıyoruz çoğu kez.

Bu yazı kaleme alındığı gün bir paket bisküvi 500.000 TL idi. Kimbilir, sizler bu yazıyı okuduğunuzda kaç lira ya da kaç milyon lira olacak... ABD'de 1.000.000 Dolar hayli iyi bir para sayılırken biz bu paraya bugün iki paket bisküvi alabiliyoruz, yarın belki onu bile alamayacağız. Nüfusumuzun büyük bölümü yoksulluk sınırında, hatta açlık sınırının altında yaşıyor. Ben bu manzarayı ülkeme yakıştıramıyorum, içime sindiremiyorum bunu... Rengini şehitlerimizin kanından alan bayrağımız, bu manzara karşısında acıdan titriyormuş gibi geliyor bana.

Dünün insanları vatanları için bir şeyler yapmaları gerektiğinde gerek Çanakkale'de gerekse Kurtuluş Savaşı'nda üstlerine düşeni yaptılar ve vatanları için canlarını bile gözlerini kırpmadan verdiler. Atatürk, Çanakkale'de savaşanları anlatırken şöyle diyor: "Karşılıklı siperlerimiz arasındaki mesafe sekiz metre, yani ölüm muhakkak...Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulamamacasına tamamen şehit düşüyor, ikinciler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar gıptaya sayan bir tevekkülle, biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur bile göstermiyor, sarsılmak yok... (....) Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesi'ni kazandıran bu yüksek ruhtur."

Dünün insanları çoktan öldü. Kimisi okumuş aydın insanlardı, kimisi adını bile yazamazdı.. Ama hepsinin içinde bu ruh vardı. Hepsi ellerinden geleni yaptılar ve görevlerini yapmış olmanın huzuruyla bu vatanı bizlere bıraktılar. Çoğunun mezarı bile yok... Şehit düştüler...

Onlar vazifelerini yaptılar. Şimdi sıra bizde.. Bizim görevimiz, vatanımızı korumak, kaldındırmak, içinde bulunduğu bu zor durumdan çıkarmak olmalı... Şehitlerimizin hakkını ödeyebilmek, gelecek nesillere daha güzel bir ülke bırakabilmek, elimizden geleni yapmak, vazifemiz her ne ise onu en iyi şekilde yapmaya çalışmak ve bu Çanakkale ruhunu hayatımızın her anına taşımak artık boynumuzun borcu değil mi?

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

Çarşamba, Ocak 24, 2007 - Antik Kentler ve Ören Yerleri

Kategori: sanat

Antik Kentler ve Ören Yerleri

 

Efes

Selçuk'un 3 km. güneyinde, Panayır ve Bülbül Dağı yamaçları, Ayasuluk Tepesi
12 İon kenti içinde günümüze kalan en önemli antik kent, Antik dönemin ticaret, kültür ve dini merkezi, Hellen, Roma ve Bizans dönemlerine ait, kültürel değeri yüksek kalıntılar bulunuyor. Hıristiyanlar için kutsal hac yeri, Ziyarete açık. Antik tiyatro, Efes Festivali kapsamında çeşitli kültürel etkinlikler için kullanılıyor. Kazı ve restorasyon çalışmaları sürüyor.

Bergama Antik Kenti

Bergama kentinde İon, Hellen, Roma ve Bizans dönemlerine ait anıtsal yapılara sahip. Hellenistik dönemin kültür, bilim ve sanat merkezi.

Asklepion

Bergama antik kentinin 1 km. güney batısında Hellenistik dönemde Bergama'nın sağlık merkezi ve kutsal alanı. Bergama antik kentine çok yakın oluşu, ziyaret potansiyelini artırmakta. Kazı ve restorasyon çalışmaları sürüyor.

Bayraklı(Eski İzmir)

İzmir Körfezinin kuzey doğusunda, Tepekule mevkii.İ.Ö.3000-İ.Ö.4.yy. arasında sürekli yerleşim alanı. Truva-Yortan ve Hitit uygarlıklarına ait buluntular, İ.Ö.7.yy. ait megaron tipi evler ve Tantolos'un mezar kalıntıları önemli. Kazı ve restorasyon çalışmaları sürüyor. Ziyarete açık değil.

Kadifekale (Pagos)

İzmir kentinin güneyinde, Pagos dağının iç limana bakan yamaçları.
İzmir'in İ.Ö. 4. Yüzyılda yeniden kurulduğu alan. Hellen, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait yapı kalıntıları önemli. İçkale kısmen restore edilmiştir.

Agora

Konak- Namazgah- Tilkilik Mevki
Roma dönemine ait devlet agorası. Büyük bir bölümü ortaya çıkarılmıştır. Pesoidon, Demeter ve Artemis kabartmalar önemli.

Erythari (Ildır)

Çeşme'nin 15 Km. Kuzeyinde
Ildır Köyünde 12 İon Kentinden biri. İon. Hellen ve Roma dönemlerine ait kalıntılar vardır. Kenti karadan çeviren sular iyi korunmuştur. En son 1988 yılında kazı yapılmıştır. Devlet agorası ve kutsal alan Herakleion henüz kazılmamıştır.

Klazomenai (Urla)

İzmir'in 38 Km. batısında Urla Kenti içinde Yerleşim tarihi İ.Ö. 4000'lere uzanmaktadır. İ.Ö. 2000'lerde önemli bir seramik merkezi. 12 İon kentinden biri olup, eşit parsellerden oluşan Hippodamik plana göre kurulmuştur. Dünyanın en eski limanı olarak bilinir. Ziyarete açık, kazı çalışmaları sürüyor.

Larissa

Menemen- Buruncuk Köyü bitişiğinde 12 İon kentinden biri, en eski kalıntıları İ.Ö. 7.yüzyıla ait ziyarete açık, kazı çalışmaları sürüyor.

Panaztepe

Menemen Kesik Köyünde İ.Ö. 2000'lere ait mezar kalıntıları ve miken uygarlığına ait kent kalıntıları, Arkaik ve Hellen dönemine ait yapı kalıntıları, Roma ve islami döneme ait mezarlıklar bulunmaktadır. 12 İon kentinden biridir.
 
Temnos- Neonnikos - Nionithon

Menemen İlçesinde Kazı çalışmaları yapılmıştır. Temnos, 12 Aiol kentinden biridir.
 
Phokaia (Foça)

İzmir'in 70 Km. Kuzeybatısında Foça Yarımadasında
Hemeros destanında adı geçen mitolojik bir kent. 12 İon kenti arasında denizcilikte gelişmiş bir liman kenti. "Horoz" ve "Fok Balığı" senbolleri olan kent mitolojik, arkolojik, tarihidoğal ve kentsel sitin birarada olduğu özgün bir yerleşim yeridir ." Özel Çevre Koruma Bölgesi" ilan edilmiştir.

Aigaia

Aliağa Hacıömerli Köyü Nemrut Dağı (Gündağı) üzerinde.
12 Aiol kentinden biri, kazı yapılmamıştır. Kalıntılar Hellenistik ve Roma izlerini taşımaktadır.

Kyme (Nemrut)

Aliağa'nın kuzeyi, Çıfıtkale Mevki.
Aiol kentleri arasında en büyüğüdür. Hellenistik dönemde güçlü bir liman ve ticaret kenti, Hiristiyanlık döneminde piskopos merkezi, , kazı çalışmaları sürüyor.

Myrina

Aliağa'nın Batısında Kocaçay Ağzında
Aiol kentinden biri. Hellen ve Roma dönemi kalıntıları bulunmuş ve 5000'e yakın mezar açılmıştır.1881'de ilk Nekropolde ele geçen toprak heykelcikler (Myrina Figürenleri) önemli buluntularıdır.

Gryneia

Aliağa'nın kuzeyi, Çıfıtkale mevkiinde
Myrina'nın kuzeyinde, deniz kıyısında, 12 Aiol kemtinden biridir. Kazı yapılmamıştır.

Pitane (Çandarlı)

Dikili-Çandarlı Yarımadası
Yerleşim tarihi İ.Ö. 3000'lere uzanıyor. Truva-Yortan uygarlık dönemlerine ait seramik buluntular önemli. 12 Aiol kentinden biri. Çok az kalıntı günümüze kalmıştır. 13-14 yy.da Cenevizlilerden kalan kale restore edilerek korunmuştur. Kalede Kaleiçi Kültür ve Sanat Festivali düzenlenmektedir.

Teos

Seferihisar-Sığacık Köyünün 1km. güneyinde, deniz kıyısında.
12 İon kentinin en önemlilerinden biri. İki limanı olan kentte deniz ticareti gelişmiştir. Hellenistik ve Roma dönemi kalıntıları olup Antik dünyanın en büyük Dionysos Tapınağı bulunmaktadır. Ziyarete açıktır. Çok az kazı yapılmıştır. Tarihi ve doğal çevre zenginliği, potansiyel değerini artırmaktadır.

Lebedos

Seferihisar- Ürkmez Köyünün güney doğusu
12 İon kentinden biri. Hellen ve Roma dönemi kalıntıları bulunmaktadır. Kazı yapılmamıştır.

Karaköse Harabeleri

Seferihisar- Doğanbey Köyü-Gerenalanı mevkii
Lebedosantik kentine 4 km. uzaklıktaki ören yerinde tapınak ve hamam kalıntıları bulunmaktadır.

Kolophon

Menderes- Değirmendere'nin güney doğusunda
12 İon kentinden biri. Limanı Notion ve tapınak kenti Klaros ile üçlü bir birlik oluşturmaktadır. Lidya, Pers, Selevkos ve Bergama dönemlerini yaşamıştır. Çok az kalıntı bulunmaktadır. Stoa ile tapınak kalıntıları önemlidir.

Klaros

Menderes- Ahmetbeyli Köyü yakınında
İ.Ö.7-6 yy.da kurulmuş, Kolophan kentinin tapınak alanı. İon, Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılar en önemlisi Apollon tapınağıdır. Kültür değeri ve kaynak potansiyeli yüksek ören yerlerindendir. Kazı çalışmaları sürüyor. Ziyarete açıktır.
 
Notion

Menderes- Ahmetbeyli Plajının güneyinde, kıyıda.
Kolophon'un liman kenti. Klaros'a 2 km. uzaklıkta. İon ve Hellen ve Roma dönemi kalıntıları bulunmakta. Kolophon ve Klaros'a yakın olması ve Sisam adası, Kuşadası ve Efes'e hakim manzara olanakları, ören yerinin kaynak potansiyelini artırmaktadır.

Nymphaion (Kemalpaşa)

Kemalpaşa İlçesi
Yerleşim tarihi İ.Ö.1300'lere uzanmakta, Bizans döneminden kalan kale ve saray kalıntıları ayakta kalmıştır. Kent girişinde saray kalıntısı (kız Kulesi), kent kapısı bulunmaktadır.

Hitit Kabartmaları

Kemelpaşa -karabel Geçidi
Kayalara oyulmuş savaşçı kabartmalar, Ege Bölgesi'nde Hititlerden kalma tek örnektir. Arkeolojik değeri çok yüksek. Karabel geçidindeki Çinli Anıtla bulunmaktadır.

Metropolis

Torbalı'nın Batısında Yeniköy-Özbek Köyleri arasında
İon kentidir. Tarım-Ticaret kenti ve Piskoposluk Merkezi olarak gelişmiştir. Hellen, Roma ve Bizans dönemlerine ait birçok kalıntı ortaya çıkarılmıştır. Kazı çalışmaları sürüyor. Uyuzdere Mağarasında bulunan ana tanrıça heykeli önemlidir.
 
Kemeraltı

Şehir merkezi
Osmanlı dönemi yapılarının yoğun olduğu tarihi ticaret bölgesidir. Organik sokak dokusu, meydanları, tarihi ve dini yapılarıyla kültürel birikim değeri yüksektir. Kentin en canlı bölgesidir. Kullanım yoğunluğu yüksektir.
 
Alsancak

Şehir merkezi
Yöre mimarisinde önemli yeri olan çok sayıda Levanten ve Rum evleri bulunmaktadır. Kentin en canlı eğlence ve ticaret merkezlerinden biridir. Kullanım yoğunluğu yüksektir.

Selçuk

Selçuk-İzmir yolunun solunda, Seferihisar Ayasuluk tepesinin güneyinde
Tarihi ve sivil mimarlık yapıların yeraldığı eski kent dokusu.St. Jean Bazilikası, Artemis Tapınağı ve Efes Müzesi arasındaki konumu, ziyaret potansiyelini artırmakta.

Şirince Köyü

Selçuk Kentinin 8 km. doğusu
19. yy. Osmanlı yerleşimi. Yaklaşık 200 sivil mimari yapı bulunmaktadır. Özgün kent dokusunun ve sivil mimari yapıların büyük ölçüde korunabildiği ender örneklerden biri. Koruma amaçlı imar planı yapılmıştır.

Bergama

Kentin kuzey kesimi
Osmanlı döneminde konut ve ticaret bölgesi. Organik kent dokusu içinde, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait anıtsal yapılarla, 19. yy. Sonları ile 20.yy. başlarına ait resmi ve sivil mimari yapıları bulunmaktadır.

Çeşme

Kent Merkezi
Tarihi yapıları ile Ege mimarisine özgü sivil mimari yapılar bulunmakta. Kentsel sit dokusu, turizme dönük ticaret ve pansiyonculuk için potansiyel oluşmaktadır.
 
Alaçatı

İzmir - Çeşme arasında
Çeşitli eserler ve iki sokağında pansiyonculuk yapılmaktadır.

Urla

İzmir - Çeşme arasında
14-16 yüzyıl Osmanlı dönemi eserleri ve sivil mimarlık yapıları yer almaktadır.

Menemen

Osmanlı dönemi eserleri ve sivil mimarlık yapıları yer almaktadır.

Foça ve Yeni Foça

Ceneviz ve Osmanlılardan kalma tarihi yapılarla Ege mimarisine özgü sivil mimari yapıları yer almaktadır. Çevrelerindeki arkeolojik ve doğal sitler, kaynak değerlerini artırmakta, turizme dönük ticaret ve pansiyonculuk yapılmaktadır.
 
Çandarlı

Çandarlı Kalesi Çevresi
Tarihi ve sivil mimarlık yapıları yer almaktadır. Turizme dönük ticaret ve pansiyonculuk yapılmaktadır.

Sığacık

Sığacık Kale Yerleşimi
16.yy. Osmanlı Kalesi

Birgi

Birgi Yerleşiminin Tamamı
Özgün-organik kent dokusu büyük ölçüde korunmuştur. Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait tarihi yapılarla 18.-19. yy. sivil mimari yapıları yer almaktadır. Kültürel birikimi, mimari çevre zenginliği doğal çevre zenginliği doğal çevre değerlerine sahiptir.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

Çarşamba, Ocak 24, 2007 - Ming Zuling mezarıyla ilgili arkolojik araştırmalar

Kategori: sanat

Ming Zuling mezarıyla ilgili arkolojik araştırmalar
 
Çin’in çeşitli hanedanları arasında yalnızca Ming hanedanının (1368-1644) mezarları tümüyle korunmuştur. Ming hanedanının ilk imparatorunun atalarına ait Ming Zuling mezarı, ‘Ming hanedanının birinci mezarı’ olarak adlandırıldı. Ming hanedanının ilk imparatoru Zhu Yuanzhang, kendi ataları için mezar inşa ettirdi. 1368-1398 yılları arasında iktidarda bulunan Zhu Yuanzhang, Çin tarihindeki en zeki imparatorlardan biriydi. Kırsal bölgede, yoksul bir ailede doğan Zhu Yuanzhang, yaşam sıkıntısından dolayı bir süre yerel tapınakta Budist olarak yaşamıştı. Ondan sonra Yuan hanedanına(1271-1368 yılları)karşı mücadele etkinliklerine katıldı. Cesarati ve çevik düşünme kabiliyeti sayesinde sıradan bir asker konumundayken isyancı birliklerin yöneticisi oldu. 1368 yılında Zhu Yuanzhang imparatorluğunu ilan etti ve sonuçta Çin’i birleştirdi. 

  Zhu Yuanzhang imparator olduktan sonra kendi atalarını anmak için özel olarak kendi büyükbabası, büyükbabasının babası, büyükbabasının büyükbabası için kıyafetlerin, şapkaların vb. de konulduğu bir mezar inşa ettirdi. Aslında Ming Zuling, gerçekte de Zhu Yuanzhang’ın büyükbabasının gömüldüğü yerdir. 

  Ming Zuling adlı mezar Çin’in doğusundaki Xuyi ilçesindeki antik Sizhou kentinde bulunuyor ve Çin’in dördüncü tatlı gölü olan Hong Zehu Gölü’nün doğu kıyısında bulunuyor. Ming Zuling’ın inşaatı toplam 28 yıl sürdü. Çok görkemli bir görünüme sahip olan Ming Zuling’in esas olarak üç çevrili suru, Altın Su adlı giriş köprüsü, salon, pavyon ve çalışma odası olmak üzere bini aşkın odası vardır. Kuzeyden güneye uzanan 250 metrelik Tanrı Yolu da burada bulunmaktadır. Aslında mezarın güney kapısı “Uyum Kapısı” olarak, kuzey kapısı ise “Xuan Sarayı’nın Kapısı” (Zhu Yuanzhang’ın atalarının mozolesinin korunduğu yeraltı sarayı) olarak adlandırıldı. Tanrı Yolu üzerinde belli aralıklarla 21 çift taş heykel bulunuyor. Oldukça yüksek olan heykeller onlarca ton ağırlığındadir. 

Resim ( Ming Zuling mezarındaki Tanrı Yolu manzarası )

  Ming Zuling mezarının keşfi oldukça gizemli bir olaydan kaynaklanmıştır.1680 yılında büyük bir sel felaketine uğrayan Ming Zuling, Hong Zehu Gölü’nün dibine oturdu ve ondan sonra “yeraltı imparatorun mezarı” olarak tanımlandı. 1963 yılında bölgede büyük kuraklık felaketi meydana gelince Ming Zuling gün ışığına çıktı. Birçok taş heykel göl çamurunun üzerinde göründü. Bu taş eserler arasında efsanevi hayvan Qiling, güçlü arslan, at çeken hizmetçi, vezir, general heykelleri vardı. Her birinin yüksekliği hemen hemen üç metre üstünde ve 10 ton ağırlığındaydı. Mezarın üstündeki saray tahrip olmuştu ama yeraltındaki kısmının iyi korunduğu ve son derece pahalı antika eşyalarla dolu olduğu belirlendi. 

  Mezar şu anda pek büyük olmayan bir havuz içinde. Suyun altına bakıldığında mezarın taş kapısı görülebiliyor. Ancak bu havuz içindeki su hiçbir zaman değiştirilmedi. Bazı uzmanlara göre, mezar uzun zamandır su altında bulunmasından dolayı havayla hiç temas etmedi ve bu nedenle iyi bir şekilde korundu. 

  1963 yılında Hong Zehu gölünde sel felaketi yaşanmasından sonra 1993 ve 2001’de de iki kere sel felaketi meydana geldi. Özel olarak 2001 yılındaki sel felaketi yaşandıktan sonra Ming Zuling’in dış duvarının 1178 metrelik kısmı ortaya çıktı. Bazı uzmanlara göre, antik Sizhou kenti, sel felaketlerinden çok zarar görmedi, yıllar boyunca toprağa ve kuma gömüldü. Dolayısıyla antik Sizhou kenti sudan çıkınca kolayca eski çehresine kavuşacak. İtalya’nın Pompei kenti yanardağ patlamasından dolayı yeraltına gömülmüş ve yüzyıllar sonra keşfedilince dünya çapında ün kazanmıştı. Dolayısıyla uzmanlar bu iki kentin aynı niteliklere sahip olduğu kanısındalar ve bu nedenle antik Sizhou kenti ‘Çin’in Pompei’i’ olarak tanımlanıyor.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

...:::Hakkımda:::...

Aşk mıydı? Hayır kesinlikle değil. Peki ya tutku olabilir mi? Bu soruları kendime sorduğumda tanıdım kendimi. Yazmaya ilk başladığım an anlamalıydım aslında bunun bir tutku olduğunu. Yazmanın tutkusu tanıştırdı beni benimle. Önce harfler tanıştı sonra kelimeler,cümleler kıskandı uzadıkça uzadı,şiirleri getirdi yanında arkadaş. Şimdi görüyorum harflerin,kelimelerin,cümlelerin kahramanları benlerim. . .

...:::Links:::...

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

....:::Müzik:::...

Aslı Güngör feat. ...

....:::Kategoriler:::...

...:::Arkadaşlarım:::...

Özkan Özdemir
lepidoptera
nehirida
mansur
yildiztozu
thelosthighway
bahargozlum
hiphop313
arzu tezel
yaprakdokumu
mecnun1965
cemrenur991
fatoscb
genocide
HASAN YILMAZ
romantikmeyhane
yenilenmek
yemekbulteni
trsofa
zuhalaksulu
yagmur056
esmacaner
edaca30
gerceksevda
nurlayemek
nejdetalkan
lordoftheloneliness
benyaziyorum
simsiyahyinehertaraf
sahtemelek
esmaacaner
kiymetlim
cehennemgardiyani
immortalcadisi
esmidik
ozlemozer
gifdunyasi
gamzeden
yarab
benyaziyorumsiyaset
satiyorumsaaattim
koookle
soylenmeyensozler
alperbaranesin
fleures
bebekiiiim
biranne
benyaziyorumflashheader
darkgirll
zuhalaksulu01

Ziyaretçi Sayacı