Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 608x486 ve 58KB ) Buraya Tıklayın
Göç etmiş eski sevdalar Şimdi mevsim en son eylül..
Çok eskiden adı varmış.. Başka bir tadı varmış..
Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 611x486 ve 88KB ) Buraya Tıklayın
Adam gibiymiş sevmeler..
Ne düzenbaz sevişmeler Ne vedasızca gitmeler.. Yokmuş böyle bahaneler..
Küçük Boyutta Görmek için Buraya Tıklayın
Vedalaşıp son eylülde Dökülmüşler yaprak,yaprak..
Küçük Boyutta Görmek için Buraya Tıklayın
O siyah,beyaz aşkların adı şimdi; Eski toprak....
Boşa ah etme a bübül ne aşık kaldı ne de gül.. Göç etmiş eski sevdalar,şimdi mevsim en eylül.. Çok eskiden adı varmış,başka bir tadı varmış.. Adam gibiymiş sevmeler.. Vedalaşıp son eylülde dökülmüşler yaprak yaprak.. O siyah,beyaz aşkların adı şimdi''ESKİ TOPRAK''
__________________
Aşk dediğin şey ateş yaratılışı bir kevserdir. (İçmek istersin, ama ateştir.) Cennet gibi görünen cehennemin adını da aşk koymuşlar (girmek istersin,
ama yanarsın).
Sevgi ile aşk arasındaki fark hâkimiyet derecesiyle ölçülür. İnsan, gönlündeki hâle hâkim olabiliyorsa buna sevgi denir. Ama gönlündeki hâl insana hâkim ise onun adı aşk olur. Sevgide irade vardır ama aşkta irade elden gider.
öyle bir bahçeki bu bahçe Gülmeyenler Bahçesi, öyle bir bahçeki gözyaşları suluyor burda gülleri, öyle bir bahçeki acıyla akan gözyaşları, kanları kıpkırmızı güllere dönüştürüyor.... acıyı yutkunuyorum yine, boğazımı tırmalayarak iniyor aşağıya, susuyorum çünkü konuşamıyorum bilee.. ben ağlarken konuşamam ki
İÇİMDE AĞLAYAN ÇOCUKLAR AŞKINA... SEVDA YAZAMADIĞIM İÇİN, KUDÜS'ÜN SOKAKLARINA... ILIK BİR YAZ AKŞAMI... GÖZYAŞALARIYLA DÜŞECEĞİM... GECENİN KARANLIĞINA..
'gülüşümde bile hüzün var benim, hüzünle örülmüş beyaz kefenim, yüzümde çizgiler destesi hüzün, içimde hayatın bestesi hüzün....'
'Allah'a hicret edesim geliyor, zalime kalkan olasım, Hicrete toprak olasım geliyor, mazluma canân olasım, O'nun yolunda ölesim geliyor, Nebi'ye komşu olasım, Ölümü yok edesim geliyor, cennete şehit tahtı kurasım..'
Kudüs göklerinde kara bulutlar Bulutlar içinde ışık saçarlar. Filistin'de küçük, beyaz yumruklar Anne feryatları gökleri sarar. Haydi Ammar, haydi Ammar, durma Ebabiller sana kanat çırparlar.
Taşından büyük öfken bilenir Yüreğln kadar sıkı avuçlarında. Süleyman seni seyreder sana güvenir Mescid-i Aksa'nın kapılarında.
Sen ZULMEDENİN zulmünü,
AL BAŞINA GEÇİR Ya Rabb
Ve Ebabil kuşlarını,
Başlarında uçur Ya Rabb...
'gülüşümde bile hüzün var benim, hüzünle örülmüş beyaz kefenim, yüzümde çizgiler destesi hüzün, içimde hayatın bestesi hüzün....'
'Sakın, ALLAH'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak,ALLAH onları (cezalandırmayı),korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.'(İbrahim-42.Ayet)
Bunu bari fazla görmeyelim onlara..
Hani dünyalık isterken.. Hani güzel işler, bol kazanç, sıkıntısız bir hayat, iyi bir aile ... isterken; onları da düşünsek.. Gülüp eğlenirken gelmiyorlar aklımıza.. Gezip tozarken gelmiyorlar.. Kahkaha atarken gelmiyorlar.. Televizyon izlerken gelmiyorlar.. Maç veya dizi izlerkende gelmiyorlar.. Ama yazalım aklımızın bir köşesine, rabbimize açtığımızda ellerimizi; onları da unutmayalım.. Çok değil dimi bu istek..
Onların tek suçları: 'Allah ve Rasulune inanmaları' Le İlahe İllallah, Muhammeden Rasulullah demeleri.. Yani; sen gibi, ben gibi, biz gibi.. ................................
Aşk mıydı? Hayır kesinlikle değil. Peki ya tutku olabilir mi? Bu soruları kendime sorduğumda tanıdım kendimi. Yazmaya ilk başladığım an anlamalıydım aslında bunun bir tutku olduğunu. Yazmanın tutkusu tanıştırdı beni benimle. Önce harfler tanıştı sonra kelimeler,cümleler kıskandı uzadıkça uzadı,şiirleri getirdi yanında arkadaş. Şimdi görüyorum harflerin,kelimelerin,cümlelerin kahramanları benlerim. . .